6 Ekim IMF ve DB Direnişi

Saat 10 gibi çıktığım meydandan tünele kadar yürüdüm. Merak ediyordum; IMF ve Dünya Bankası karşıtı gösterilerin boyutu ne olacaktı, hangi gruplar katılacaktı, olay çıkacak mıydı… Şiddetten uzak renkli, müzikli, danslı Direnistanbul hareketine sempati duysam da hiçbir gruba aidiyet hissetmediğim için sadece 1 Mayıslarda sokakta olan limonlu tayfayı temsil ediyordum kendimce, içimde haykırma isteği ve coşkusuyla, karşı olmanın heyecanlı romantizmiyle…

Sırt çantam, kapşonlum, babamdan kalma atkım ve elimde fotoğraf makinemle başladım İstiklal’in havasını solumaya. Meydan çevik kuvvet ve haberciler dışında henüz boştu, grupların lise önünde ve tünelde toplanıp yürüyeceklerini duymuştum. Önce renkli giysileri ve “başka bir dünya mümkün” yazılı dünya haritası balonlarıyla bayanlardan oluşan minik bir grup gördüm. Sonra “kaldıraç” yazılı kırmızı sancaklarıyla 30-40 kişilik grup geçti yanımdan. Liseye yaklaştığımda çevik kuvvet hazır bekliyordu yine, arkasında fena sayılmayacak bir kalabalıkla TKP ve ÖDP sancakları yanyana durmuş toplanıyordu. Direnistanbulcuların tünelde toplaştığını bildiğimden yürümeye devam ettim. Bu sırada turuncu sancaklarla bu sefer 30-40 kişilik Halkevleri geçti marşlarla.

Direnistanbul

Direnistanbul hareketinin toplandığı tünele geldim. Ellerinde trampetleri, ağızlarında düdükleriyle, dansları, renkli kıyafetleriyle, Türkçe – İngilizce hatta İtalyanca yazılmış IMF-DB-kapitalizm-küreselleşme-ekoloji içerikli sloganları ve renkli bez pankartlarıyla toplanmış, yürümeye hazırlanıyorlardı. Aralarında azımsanmayacak kadar yabancı protestocu da vardı; İtalyanlar, Almanlar benim sohbet edebildiklerimdi. Şiddete başvurmadan güzelliklerle protesto yapılabileceğini gösteren her türlü güzel görüntü mevcuttu. Bir de grubun en ilgi çekici siması, kıyafeti gibi suratını da beyaza boyamış, bir elinde güller tutan, diğerinde ise önünde “gül güçtür” arkasında “power to imagination since 1968″ yazılı pankart tutan yabancı göstericiydi. Dans edip neşe saçan bu adamın, polise samimi bi şekilde çiçek uzattığına da şahit oldum. Haberlerin de sık sık gösterdiği bu adamı yine haberlerden öğrendiğime göre ne yazık ki önce meydanda panzer sulamış sonra da “kendilerinde güvenliği sağlama yetkisini gören halk” yumruklamış, üzüldüm. Neyse, bu grubun da arkasında anarşizm bayrakları ve pankartlarıyla simsiyah giyinmiş Kara Blok.

Direnistanbul

Meydana kadar onlar sakince sloganlarla yürüdü ben de güzel duygularla fotoğraflar çektim. Bu arada Hüseyin Ağa caminin önünde “no stand-by, imf bye bye” yazılı t-shirtleriyle bekleyen bir grup Saadet Partiliyi görmek ilginç ve hoştu. Bu derece farklı uçların ortak bi tepkide buluşması ne güzel dedim kendi kendime. Meydana geldiğimde epey bi kalabalık birikmiş ve otobüs duraklarının orada toplanmıştı. Sendikalar ve o zamana kadar görmediğim ufak gruplar da meydanda yerini almıştı. TKP’liler yine her zamanki gibi en kalabalık, organize ve düzenli görüntüdeydi. Resim çekmek için uzaklaşıp meydan çevresinde dolandım bi süre, herşey sakin ve olması gerektiği gibi görünüyordu; rengarenk pankartlarla yüzlerce insan, polisin 1 mayısdaki gibi gösteriyi engelleme çabasında olmayışı… Buraya kadar herşey güzel, hoş.

Sonra sendikalar basın açıklaması yaptı, katılanlara teşekkür etti ve ne olduysa bundan sonra oldu. Resim çekeyim diye yukarıya çıktığım, basının konuşlandığı otobüs duraklarının üst kısmındaydım ki kalabalığın en önünde yer alan ESP’liler yine her zamanki gibi rahat durmadı ve itiş kakış başladı. Polis de bildiğimiz abartı tepkisini vermekten geri kalmayınca koskoca meydan kısa bir sürede savaş alanına döndü. Burdan sonrasını yazmaya gerek görmüyorum, limonlu tayfa klasiği olan biber gazlı ufak bi adrenalinli koşu sonrası uzaktan bi süre daha meydanı izleyip metroyla okula döndüm ben. Metronun içi de gazdan nasibini almıştı tabi. Geri kalan olayları ve çatışmaları görmedim ben, tv’lerden izledim.

IMF ve DB’ye karşı protestoya katılmak için gittiğim Taksim’den Fasulyeden muhabir olarak yaptığım gözlemlerim kısaca bunlar.

Yapmak istediğim bir kaç eleştiri-yorum var:

  • Gerçekten samimi duygularla tepkilerini dile getiren, topluma ve çevreye saygılı büyük çoğunluğun yanında maalesef ki kendini tatmin etmek uğruna geri kalan insanların da emeklerine haksızlık eden sorumsuz insanlar var. Bundan önce 1 mayıslarda bizim de şahit olduğumuz, bazı aktivist arkadaşlarımın da rahatsızlık duyarak dile getirdiği üzere başka birçok yerde de ESP aşırı saldırgan, sorumsuz ve anlamsız davranışlarla orta yaşlı emekçi işçilerin, solcu amcaların, teyzelerin, öğrencilerin biber gazı ve dayak yemesine neden oluyor, bugün olduğu gibi.
  • Bunun yanında esnafa ve kamuya verdiği zararları, nedeni ne olursa olsun vandalizmin her türlüsüne karşı biri olarak zaten kınıyorum.
  • Ayrıca bu tarz hareketlerin bu ülkede söyleyecek sözü olan duyarlı çoğu insanı da sokaktan soğuttuğunu ve medyaya-topluma gösteri yapmama konusunda malzeme verdiğini düşünüyorum.
  • Karşı olmanın dışa vurumu olan protestolar, gösteriler, sokaklar ve meydanlar bu davranışların tekeline bırakılmamalı hatta bizzat diğer gruplar tarafından tepki koyulmalı.
  • Bu görüntülerden yola çıkarak samimi ve saf duygularla, haklı düşüncelerle protesto yapan diğer insanların hakkı yenmemeli, iyi niyetler ve güzellikler görmezden gelinmemli, medyanın “IMF’yi bahane edip olay çıkarma sevdalısı” tadındaki çarpıtmalarına kulak asılmamalı. Bugün orada 1500 kişi vardı ve sadece 50-100 kişi çıkardı olayları.
  • Artık sol gruplar eski tip sloganlardan, gösterilerden vazgeçmeli ve daha yaratıcı, renkli, eğlenceli, şiddet içermeyen eylemlerle katılımcı kitlesini büyümeli.

Buradan sonra olayın polis boyutuna geliyorum :

1 mayısların aksine bugün açıklamlar yapılana kadar gösterilere müdahale etmedi polis. Olayın çıkış anında neler oldu bilemeyeceğim ama polis iyi niyetli ve sakinleştirici değildi kesinlikle. Aksine çoğumuzun tribünde de tanık olduğu aşırı bir nefretle saldırma eğilimine devam etti. Olayları bastırmaktan çok olay çıksa da adam dövsek niyetini tekrarladı. En ufak bi kıvılcım olduğunda bugün de olduğu gibi anında pat pat pat onlarca gaz bombası atıp düşmanca saldırıya geçerek asıl savaş ortamını polis yaratıyor. Vergilerimizle maaşını aldığı profesyonel göreviyle bağdaşmayan, kişisel olarak sinirlenip, gaza geldiği, hırslandığı gözü dönmüş davranışlarda bulunuyor. Oysa ki kimse zorla polis yapılmıyor, bildiğim kadarıyla güzel de para alıyorlar. Eğitim ve düşünce eksikliğinden biber gazını oyuncak gibi kullanıp, hastanedeki, metrodaki insanların zarar görüp görmeyeceğini hesaba bile katmıyor.

Son olarak bunlar da kişisel :

Sokaklarda müzikle, dansla, renklerle, yaratıcılıkla, şiddetten uzak durarak protesto yapılabilen insanlar da var ne mutlu, başka bir dünyayı mümkün kılabilmek için bu seslerin çoğalmasını temenni ediyorum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: